29 Haziran 2017 Perşembe

Kitap İncelemesi: O Geri Döndü

Kitap Hakkında:
Kitap: O Geri Döndü
Orijinal adı: Er Ist Wieder Da
Yazar: Timur Vermes
Sayfa sayısı: 406
Yayınevi: Pegasus
Goodreads puanı: 3,44

2011 yazında Adolf Hitler tuhaf bir şekilde kendini bir arazide bulur.Kirlenmiş üniforması ve yılların biriktirdiği öfkesiyle uyandığı zamanın koşullarını anlamaya çalışır.Bunu yaparken ilk durağı gazete satan minik bir büfedir.Ortada ne kendi evi ne de partisi NSDAP kalmıştır.Aynı zamanda Eva,Goebbels ve silah arkadaşları da yanında değildir.En korkuncu ise Almanya büyük bir değişim içerisinde barışa doğru giderken Hitler'in bir anda Almanya'ya düşmesi ona çok önemli bir görevi olduğunu düşündürür.Bu görev şanlı ve üstün olan Alman ırkını yüceltmek,onu korkunç ve uyuşuk insanlar topluluğunun elinden almaktır.Tabi bunu yaparken büyük zorlukların üstesinden gelmesi gerekir.Ya bulunduğu dönem Hitler'i yutacaktır ya da Hitler bu yeni döneme hükmedecektir!

Kitabı ilk elime aldığımda arkasındaki yazılar da hemen hemen kitaptaki gibi mizahi bir dille yazılmıştı.Geçirdiğim sınav senesi ortalarında toplu kitap alma ayinlerimden birini gerçekleştirirken kapağı ve bıyık olarak tasarlanmış "O GERİ DÖNDÜ" yazısı artı yapılan minik araştırmalar sonucu yaza bu kitapla başlamak istedim.Tek sorun bir yıl boyunca elime kitap alma imkanım olmadığı için beynimin okuma konusunda biraz yavaşlamış olmasıydı ama sonunda aşabildim.

8 Temmuz 2016 Cuma

Kitap İncelemesi: Bir Kadının Yaşamından 24 Saat ve Bir Yüreğin Ölümü

Kitap Hakkında:
Kitap: Bir Kadının Yaşamından 24 Saat ve Bir Yüreğin Ölümü
Orijinal adı: 24 Stunden aus dem Leben einer Frau/ Untergang eines Herzens
Yazar: Stefan Zweig
Sayfa sayısı: 128
Yayınevi: Can Yayınları
Goodreads puanı: 3,93

Bir Kadının Yaşamından 24 Saat ve Bir Yüreğin Ölümü.Kitap her ne kadar arada minicik bir "ve" barındırsa da kapağında gördüğümüz haliyle bize sunulmuş.Yani 2 tane hikaye barındırıyor.Bu hikayelerin birbiriyle alakası olmasa da ikisi de karakterlerin kendileriyle olan hesaplaşmasını mükemmel bir şekilde anlatıyor.Bu yüzden iki hikayeyi de ayrı ayrı ele almak daha doğru olacak.

Öncelikle Bir Kadının Yaşamından 24 Saat'ten bahsetmem gerek.Hikaye Henriette adlı bir kadının bir yabancının ardından ailesini terk etmesiyle başlıyor.Fakat bu bahsedilen "bir kadın" Henriette değil.Bu kadının gidişi bir grup insanı hararetli bir tartışmaya itiyor.Bir kadının bir anda her şeyini bırakıp gitmesinin altında yatan nedenler nelerdir ve bu bireylere göre ne ifade ediyor,asıl ortaya konulan olay bu.Bazı insanlar bunun affedilemeyecek,utanç verici bir olay olduğunu hararetli bir şekilde savunurken tam tersini söyleyen bir adam var.Kendisi bir kadının bazı dış etkenler ve baskılar sonucu her şeyini bırakıp gidebileceğini ve bunu ayıplayan insanların kendilerini temiz,namuslu hissederek bu kadını yargılamaktan zevk aldığını dile getirir.Devamında gelen fikirleri grup içerisinde bir çatışmaya yol açar.Ta ki Mrs.C bunu duyup gelene kadar.Mrs.C. grup üzerindeki saygısıyla tartışmanın kavgaya dönüşmesini engeller ama bu adamın düşünceleri onun geçmişine ışık tutmuştur.Böylece hayatının 24 saatini,bu adama açar.Bizler de bu 24 saate,bir kadının iç dünyasına,şuana kadar içinde tuttuğu bu hikayeye,tutkuyu yoğun olarak yaşatan bir karaktere tanık oluruz.

7 Temmuz 2016 Perşembe

Kitap İncelemesi: Yüzyıllık Yalnızlık

Kitap Hakkında:
Kitap: Yüzyıllık Yalnızlık
Orijinal adı: Cien Años de Soledad
Yazar: Gabriel Garcia Marquez
Sayfa sayısı: 464
Yayınevi: Can Yayınları
Goodreads puanı: 4,02

Yüzyıllık yalnızlıkla lanetlenen Buendia soyu ve ensestin başrol oynadığı kocaman bir hikaye.Sanırım kitabı bir cümleyle özetlemek istesem o cümle bu olurdu.Fakat biraz daha açmam gerekiyor,zira olaylar fazlasıyla karışık ve konusunu gizemli bir şekilde anlatırsam kitaptan daha da soğuyabilirsiniz.O zaman başlayalım.

Ursula ve Jose Arcadio Buendia bir evlilikle hayatlarını birleştirdiklerinde Ursula,domuz kuyruklu bir çocuk doğurmamak için cinsel ilişkiden uzak durur.Bu herkesin diline utanç verici bir biçimde düşer.Ta ki kocası bu sebeple bir cinayet işleyene kadar.Bu cinayet ve doğan çocuklarıyla birlikte soy için bir kısır döngü başlamış olur.Bu kısır döngünün ana faktörü ensesttir.Ayrıca çocuklara verdikleri Aureliano,Jose Arcadio,Amaranta,Remedios adları sürekli yinelenir.Evin içinde yaşanan bu ilişkiler soyun korkunç sonunu hazırlamaktadır.Bundan hiçbirinin haberi yoktur.Sadece Ursula bir döngü gibi giden çocukların,adını aldığı kişinin özelliklerini taşıdığını fark eder.Fakat ensestin önüne geçilemez.

17 Haziran 2016 Cuma

Kitap İncelemesi: Kırmızı Pazartesi

Kirmizipazartesi.jpgKitap Hakkında:
Kitap: Kırmızı Pazartesi
Orijinal adı: Cronica de Una Muerte Anunciada
Yazar: Gabriel García Márquez
Sayfa sayısı: 107
Yayınevi: Can Yayınları
Goodreads puanı: 3,94

Gabriel Garcia Marquez...
Daha önce "Kolera Günlerinde Aşk" kitabını bir arkadaşımda görmüş ve kendisinin tanınan bir yazar olduğunu öğrenmiştim.Sonra da kitap alışverişimde bir kitabı gözüme çarptı ve yazarla tanışmamın iyi olacağını düşünerek Kırmızı Pazartesi'yi aldım.Tabi öncesinde biraz araştırma yapmam gerekti ve üstünkörü araştırmalarla önce yazar hakkında bilgi edindim.O zaman önce yazardan başlayarak kitaba giriş yapalım.

Gabriel Garcia Marquez,1928'de Kolombiya'da doğan tanınmış bir hikayeci,yazar.Kendisi Gabo olarak biliniyormuş.Hukuk eğitimi almış,sonra yarıda bırakmış.Yazdıklarında büyük ölçüde birlikte büyüdüğü kadınların etkisinin görüldüğü söyleniyor.Yine bir söylentiye göre kendisi olayları her zaman inanılmaz bir şekilde aktarırmış.Eh,bu üslubunun mükemmelliğini açıklayabilir bence.Bir de gazetecilik yapmış.En bilinen eseri Yüzyıllık Yalnızlık'mış.Kırmızı Pazartesi'yi 1981'de yayınlayan yazar 1982'de Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanmış.O zaman bu bilgilerden sonra konuya giriş yapabiliriz.

15 Haziran 2016 Çarşamba

Kitap İncelemesi:Shantaram

ShantaramKitap Hakkında:
Kitap: Shantaram
Yazar: Gregory David Roberts
Sayfa sayısı:842
Yayınevi: Artemis
Goodreads puanı: 4,25

"Aşk,kader ve yaptığımız seçimler hakkında bildiklerimi öğrenmem çok uzun zaman sürdü,dünyanın pek çok yerini dolaşmam gerekti ama hepsinin özünü bir anda,bir duvara zincirlenmiş halde işkence görürken kavradım."

Hayat sizi bulunduğunuz konumdan söküp de Bombay'a getirse yapacağınız ilk iş ne olurdu? Bu kalplerin şehrinde bir yabancı olarak Marathi ya da Hintçe konuşmadığınız sürece kendinizi savunmaya,bu hareketli hayata uyum sağlamaya çalışacağınızı söylerek bu soruyu cevaplayabilirim sanırım.Önce dakikada milyon kere küfredip duran taksicilere maruz kalırdınız,sonra gözleri merakla parıldayan,en ufak bir şeyde öfkesini bastıramayan bir toplulukla karşılaşıp "Ben nereye düştüm?" derdiniz.Hindistan size kucağını açarsa ona aşkla bağlanırdınız ama karşınıza çıkardığı engelleri aşamazsanız ondan nefret ederdiniz.İşte Hindistan'ı sevmek ya da ondan nefret etmek bu bakar basit.Sadece arada ipince bir çizgi var ve bu biraz da sizin kişiliğine bağlı.

"Hapishaneler güneşi,ayı ve yıldızları elinizden alır.Hapishane bir cehennem değildir ama içinde cennete dair bir şey de bulunmaz.Bu da yeterince kötüdür."

Lindsay de Avustralya'daki hapishaneden kaçıp Hindistan'a geldiğinde Bombay'a aşkla bağlanabileceğini düşünmemişti.Kendisine Lindsay adını bulup kaçak hayatına adım atmıştı.Şehre ayak bastığı ilk anlardan itibaren turist kapmak isteyen bir sürü insanla karşılaşmış ve doğru kişiyi nasıl seçeceğini düşünmeye başlamıştı.Ta ki doğru insan onu bulana kadar.Prabaker adlı koca gülümsemeli bir rehber daha ilk dakikalardan Lindsay'ın güvenini kazanmış,sonsuza dek sürecek bir arkadaşlığın temelini atmıştı.

20 Mayıs 2016 Cuma

Kitap İncelemesi: Darağacında Üç Fidan

Kitap Hakkında:
Kitap: Darağacında Üç Fidan
Yazar: Nihat Behram
Sayfa sayısı:215
Yayınevi: Everest Yayınları
Goodreads puanı: 4,06

"Korkarım bu kan gölü onu döktürenlerle birlikte,susanları da boğar."

Uzun zamandır okunup da yazılamayan kitapların ardından Darağacında Üç Fidan ile sizlerleyim.Aslında bu kitabın 6 Mayıs'a yetişmesi ve güzel bir incelemeyle günün anlamını yansıtması gerekiyordu.Fakat bir adet sınav süreci ve sonu kötü biten bir Euroleague macerasının ardından bugüne kaydı.O zaman fazla uzatmadan ve daha fazla ertelemeden kitabı inceleyelim.

Öncelikle eğer blogumu takip ediyorsanız ya da denk geldiyseniz Abim Deniz adlı kitabı incelediğimi göreceksiniz.(İnceleme için tık tık!) O kitabı incelerken gözyaşlarıma hakim olamamış ve aşırı duygusal bir şekilde incelemiştim.Sonra bu kitabı da okumak istedim.Çünkü biyografi okuyorsanız,bir hayatı konu alan birden fazla kitabın olduğunu ve her birinin birbirinden farklı bilgiler barındırdığını görmüşsünüzdür.Bu yüzden çok biyografi,anlatı kitapları okumayan biri olarak strateji değiştirip imkanım olduğunca farklı kaynaklara ulaşmaya çalışıyorum.

5 Şubat 2016 Cuma

Kitap İncelemesi: Dönüşüm

DönüşümKitap Hakkında:
Kitap: Dönüşüm
Orijinal adı: Die Verwandlung
Yazar: Franz Kafka
Sayfa sayısı: 102
Yayınevi: Can Yayınları
Goodreads puanı: 3,76


"Kafka ile yaşamak,acınacak güncelliğimizin en büyük umudu."

Hikaye bir sabah Gregor Samsa'nın böceğe dönüşmesiyle başlar.O gün her zamankinden daha tuhaf bir şekilde başlamıştır ve Gregor Samsa geç kaldığını fark eder.Fakat bir türlü hareket edemez.Çünkü devasa bir gövdesi ve incecik bir sürü bacağı vardır.Doğrulmaya ne kadar çabalarsa çabalasın bir türlü yataktan çıkamaz.Çabaladığı süreçte çalıştığı yerin müdürünün sesini duyar.Yataktan iner ve uzun bir süre sonunda kapıyı açmayı başarır.

Bu akıl almaz durumla karşılaşan ailesi büyük bir korku duyar.Gregor her ne kadar kendini anlatmaya çalışırsa çalışsın ağzından çıkan tek şey anlamsız seslerdir.Fakat o an hangi açıklamayı yaparsa yapsın ailesinin hayretini ve müdürünün korkulu bakışlarını gideremezdi herhalde.Ve gideremedi de.Dönüşümünden sonra ailesinin ona bakışı ve kendi içlerindeki davranışları büyük bir değişime uğramıştır.Babası ve annesi onu görmeye tahammül edemeyecek bir biçimde diğer odalarda vakit geçirirken kız kardeşi Grete ona yemek getirir,odasını temizler.Gregor ise minnettarlığını o kocaman,tiksinç olarak gördüğü bedenini bu zamanlarda kız kardeşinden saklayarak gösterir.Artık istenmediğini net bir şekilde hisseden Gregor,zorlu dönemler geçirecek,kendi karamsar dünyasının içinde bulunduğu durumu hüzünlü bir şekilde saptayacaktır.