5 Aralık 2015 Cumartesi

Kitap İncelemesi: Muhteşem Gatsby

Kitap Hakkında:
Kitap: Muhteşem Gatsby
Orijinal adı: The Great Gatsby
Yazar: F.Scott Fitzgerald
Sayfa sayısı: 208
Yayınevi: Martı
Goodreads puanı:3,86

Muhteşem Gatsby,daha önce filmini izlemeye niyetlendiğim ama bir türlü izlemeye vakit bulamadığım bir filmdi.Sonra "Ne alsam?" diye internette dolaşırken karşıma kitabı çıktı ve dedim ki "İyiki izlememişim".Böyle bir şey söylememin nedeni film kültürümün azlığını bir şekilde telafi etmem değildi tabi.Çok film izlemesem de bir filmin romanı öldürdüğünü düşünürüm hep.O karakterlerin büyüsü bir anda söner ve filmden sonra kitabı okumaya kalkıştığınızda o filmin oyuncuları bir anda zihninizde belirir.İşte bu çok sinir bozucu bir durum.

Öncelikle tipik bir kitap incelemesinde olduğu gibi konusundan başlayacağım.Kitabımız Nick adlı karakterle başlıyor.Zaten kitabın sonuna kadar Nick'in ağzından anlatılıyor.Peki kim bu Nick? Nick,Amerikan hayatının en ihtişamlı gecelerini düzenleyen Gatsby'nin komşusudur.Kendisi New York'a gelmiştir.Partilerin,ihtişamlı orkestraların yer aldığı Jay Gatsby'nin evine girmesi çok uzun sürmez.Bu ihtişam ve gösteriş onun gözlerini kamaştırır.Daha sonra kuzeni Daisy'e yaptığı bir ziyarette tesadüfen Gatsby'nin adı geçer.Daisy ise bundan etkilenir.Çünkü daha önce Jay Gatsby'i zengin olmadığı ve ona iyi bir hayat veremeyeceği için reddetmiştir.Gatsby ise Daisy,Tom adlı sevmediği biriyle evlense de onu unutamaz ve beş yıl sonra Daisy'nin orada oturduğunu bilerek bir ev alır.Bu muhteşem aşk hikayesinde Nick'le tanışır ve Daisy'i geri kazanmak için elinden gelen her şeyi yapar.

25 Ekim 2015 Pazar

Kitap İncelemesi: Evrenin Zarafeti

Kitap Hakkında: 
Kitap: Evrenin Zarafeti
Orijinal adı: The Elegant Universe,Superstrings,Hidden Dimensions and the Quest for the Ultimate Theory
Yazar: Brian Greene
Sayfa sayısı: 523
Yayınevi: Tübitak
Goodreads puanı: 4,05

Uzun zaman sonra aktif olarak kitap okuyabilmek ve incelemesini yazmak cidden mükemmel bir duygu.Neden böyle bir giriş yaptım? Çünkü haftada bir kitap bitirebilen ben,2 aydır bu kitap üzerine yoğunlaşmış ve çıldırma noktasına gelmiştim.Hatta ben bir aydır aynı kitapta olduğumu sanarken 2 ay olmuş,bunu da daha yeni fark etmiş oldum.

Gelelim kitaba.Beni bu kadar zorlayan kitaba nereden başlayacağımı inanın bilmiyorum.Daha önce böyle yoğun ve heyecanlı bir kitap okumamıştım.İçinizden"Fizik kitabı nasıl heyecanlı olabilir,bir olay bile yok." dediğinizi duyar gibiyim.Fakat yanılıyorsunuz.O kuramların ortaya çıkışı ve ilk göz ağrınız Standart Model olmuşken birden Sicim Kuramı'nı anlamaya çalışmanın verdiği heyecan bir romandan bile daha büyük.O yüzden bölüm bölüm hissettiklerimi ele alacağım.Okurken yaptığım hatalardan da bahsedeceğim.

4 Ekim 2015 Pazar

Şiir Molası: Henüz Vakit Varken Gülüm

Kitap Hakkında:
Kitap: Henüz Vakit Varken Gülüm
Yazar: Nazım Hikmet
Sayfa sayısı: 112
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
Goodreads puanı: 4,53

Güzel bir yaz ardından gelen soğuk havalarla birlikte bir şiir kitabı seçip okuyayım dedim.Bu dediğime kendim bile şaşırdım.Çünkü dikkat etmişseniz ya da geçmişte okuduklarıma bakarsanız şiir kitabına dair bir inceleme göremeyeceksiniz.Burada paylaştıklarım dışında cidden şiir kitaplarını çok okumadımNeredeyse ortaokuldan beri klasikler içerisinde büyüyen bir insan olarak şiiri fazlasıyla ertelemişim.Fakat diyorum ki geç olsun güç olmasın.Sonuçta belli bir yaştan sonra bazı kitapların daha iyi yorumlanacağına inanıyorum.

30 Ağustos 2015 Pazar

Kitap İncelemesi: Kardeşimin Hikayesi

Kitap Hakkında:
Kitap: Kardeşimin Hikayesi
Yazar: Zülfü Livaneli
Sayfa sayısı: 330
Yayınevi: Doğan Kitap
Goodreads puanı: 3,98

Podima Köyü'nde bir davet sonrası,korkunç bir cinayet işlenir.Ev sahibi Arzu Hanım,kocası davetlileri gönderirken bu cinayete kurban gitmiştir.Ali,geri döndüğünde Arzu'nun defalarca bıçaklanmış cesedi ve yanı başında burnu kanla kaplanmış kedisini bulur.

Olay sonrası bu küçük köye araştırma yapmak için gazeteci bir kız gelir.Arzu Hanım'ın neden bu cinayete kurban gittiğini öğrenmek ister ve ilişkisi bulunan kişileri tek tek araştırmayı kafaya koyar.Bu yüzden kendini Arzu'nun arkadaşlarından biri olan Ahmet Arslan'ın kapısının önünde bulur.Fakat görevi çok zorludur.Ahmet,hem çok gariptir hemde bir sürü tuhaf takıntıları vardır.Başlarda katilin Ahmet olacağını,Arzu evli olduğu için kıskançlıktan bıçaklayabileceği ihtimalini düşünerek işe başlar.Sonra da bir anda kendini bu tuhaf adamın dünyasında bulur.Bir de kardeşi Mehmet'in hikayesinde...

21 Ağustos 2015 Cuma

Kitap İncelemesi: Öksüzler Treni

Kitap Hakkında:
Kitap: Öksüzler Treni
Orijinal adı: Orphan Train
Yazar:Christina Baker Kline
Sayfa sayısı: 368
Yayınevi: Arkadya
Goodreads puanı: 4.10

Bazen içinizdeki çocuk geçmişinizde hapsolur ve siz o çocuğu kurtarmak için tüm umutlara sımsıkı sarılırsınız...

Taht Oyunları'ndan sonra hızlıca bir kitap daha bitirip bu yılın 32.kitabını da bitirmiş bulunuyorum.Aslında Taht Oyunları'nı neden uzun sürede bitirdim bilmiyorum ama sonrasında sürükleyici ve sıcacık bir hikaye okumak kesinlikle güzel geldi.Bir de Ağustos sonlarının daha da serinleşen yaz akşamlarında okumak daha bir güzel oluyor.

Öksüzler Treni,daha önce okuduğum tarzda bir kitaptı.Neredeyse Sarah Jio ile aynı sıcaklığı hissettim ve geçmiş ile 2000'li yıllar arasında kurulan köprü bana yine Sarah Jio'yu hatırlattı.Buna rağmen konu gayet yaratıcıydı.Çünkü kitabın adı olan Öksüzler Treni gerçek bir olaydan esinlenilmiş,bunun yanında yazar bunu hafif hüzünlü,fazlasıyla etkileyici bir hikayeyle harmanlamış.Sonuçta da mükemmel bir kitap ortaya çıkmış.Fakat bundan önce her zamanki gibi konudan başlamam gerekiyor.

20 Ağustos 2015 Perşembe

Kitap İncelemesi: Taht Oyunları (Buz ve Ateşin Şarkısı #1)

Kitap Hakkında:
Kitap: Taht Oyunları (Buz ve Ateşin Şarkısı #1)
Orijinal adı: Game of Thrones ( A Song of Ice and Fire #1)
Yazar: George R.R. Martin
Sayfa sayısı: 850
Yayınevi: Epsilon
Goodreads puanı: 4,43

Taht Oyunları... Hepimizin bildiği,ara ara Jon Snow öldü tag'larıyla bilmeyenlerin bile aşina olduğu efsane serilerden bir tanesi.Dizi olarak ele almıyorum.Zira 5 sezonu geride bırakmama rağmen son sezondaki belirsizliklerden dolayı pek mutlu değildim.Sonra da Sahaflar Festivali'nden inanılmaz ucuza aldığım ve Ned Stark'lı kapağıyla büyülendiğim ilk kitabını bitirmeyi başardım.Şimdi de konusundan başlayarak incelememe bir giriş yapıyorum!

Yedi Krallık hikayesi tam olarak Kışyarı'nda başlar.Kral Robert gençliğinde Üç Dişli Mızrak Savaşı'nda yan yana çarpıştığı Ned Stark'a önemli bir görev teklifi için bu sert ve karlı topraklara gelir.Kral Eli Jon Arryn gizemli bir şekilde ölmüştür ve krallığın bir kral eline ihtiyacı vardır.Ned Stark başta bu görevi kabul etmek istemez.Çünkü kabul ederse Kral Toprakları'na yerleşmesi gerekecektir.Bu da ailenin bölünmesini beraberinde getirecektir.Fakat gitmesinin asıl nedeni Jon Arryn'in ne sebeple öldürüldüğünü bulmak ve gerçekleri Kral Robert'a sunmaktır.Bu hiç kolay olmamasının yanında daha fazla zorluk,entrika ve ihaneti de beraberinde getirir.Özellikle de Taht Oyunları'nda onurunu zırh gibi kuşanmış Ned Stark için daha da zorludur.Çünkü arkasında entrikalar kraliçesi Cersei Lannister ve Lannister hanedanı durmaktadır.

9 Ağustos 2015 Pazar

Kitap İncelemesi: Bin Muhteşem Güneş

Kitap Hakkında:
Kitap: Bin Muhteşem Güneş
Orijinal adı: A Thousand Splendid Suns
Yazar: Khaled Hosseini
Sayfa sayısı: 430
Yayınevi: Everest
Goodreads puanı: 4,31

"Bu kentin ne çatılarını ışıldatan ayları sayabilirsin,
Ne de duvarlarının gerisine gizlenen bin muhteşem güneşi"

Meryem; Herat'ta doğan bir harami çocuktur.Babası Celil ve annesi Nana'nın nikahsız birlikteliği sonucu doğmuş,sonrasında Celil'in istememesiyle Nana ona bakmış ve büyütmüştür.Harami de toplumda bu çocuklara söylenilen küfür niteliğinde bir kalıptır.Meryem,başlarda babasına çok düşkün bir kız çocuğu iken Nana'nın ölümüyle babasından bir hayli soğur.Acı gerçek yüzüne tüm soğukluğuyla vurur.O,istenmeyen çocuktur çünkü.Raşit adlı bir adama zorla verilmesiyle birlikte bu evdeki kısa süreli hayatı da bitmiş olur.

Başlarda Raşit'i sevmeyen Meryem,zamanla duygu değişimleri yaşayacak,aşkta ihanete uğrayacak ve kanlı bir sürece doğru yol alacaktır.Afganistan gibi toplumlarda çok eşlilik yaygın olduğu için üzerine Leyla adlı çok genç bir kız gelince suçu Leyla'ya yükleyecektir.Ta ki Leyla'nın da çaresizlikten evlendiğini öğrenene ve yaşamlarını dertleriyle birbirine bağlayana kadar.Bu iki kadın için hayat o kadar kolay olmayacaktır.Raşit dışında karşılarında büyük bir sorun daha vardır ki bu da Taliban'ın ta kendisidir.O dönem Sovyetlerin işgali altında olan Afganistan daha acılı ve kanlı bir sürece girecektir.Özellikle de kadınlar için hayat eskisi gibi olmayacaktır.

30 Temmuz 2015 Perşembe

2015 Yaz Kitap Önerileri!

Kitap:Babaya Mektup
Yazar:Franz Kafka
Goodreads puanı: 3,87

Kitap: Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana
Yazar: Yaşar Kemal
Goodreads puanı: 4,33

Kitap: Anna Karenina
Yazar: Leo Tolstoy
Goodreads puanı: 3,99

28 Temmuz 2015 Salı

Kitap İncelemesi: Senden Önce Ben

Kitap Hakkında:
Kitap: Senden Önce Ben
Orijinal adı: Me Before You
Yazar: Jojo Moyes
Sayfa sayısısı: 480
Yayınevi: Pegasus
Goodreads puanı: 4,30

"Aşk vardır,ona inanmaktan vazgeçme."

Senden Önce Ben,daha önce "Aynı Yıldızın Altında" adlı kitap türünde olduğu yönüyle aldığım bir tavsiyeydi.Tabi,okuyacaklar listem bir hayli kabarık olduğu için yine sonlara kaldığını üzüntüyle buraya eklemek istiyorum.Fakat sonunda okumayı başardım ve best-seller olmayı hak eden bir kitap olarak "Favorilerim"e ekledim.Her ne kadar 2 gecemi feda etsem de gayet güzel,keyifli bir kitaptı.Şimdi bu listelerden inmeyen,kadınlı erkekli herkesin elinde gördüğümüz kitabın konusuna bakalım...

Louisa Clark,26 yaşında genç bir kadındır.Buttered Bun adlı bir kafede çalışmakta ve maddi olarak sıkıntı geçen ailesine destek olmaktadır.Her gün müşterilerle sohbet eder,onları gözlemler.Fakat bunu yaparken aslında kendi hayatının ne kadar sıradan olduğunu fark edemez.26 yaşına kadar içine kapalı bir hayat süren Lou'yu tecrübe edinmesi gereken bir hayat beklemektedir ve bunu ancak işten ayrılmak zorunda kaldığında fark eder.Kafe kapanmak zorunda kalır.Lou da yeni bir iş aramaya koyulur.Malesef çok az iş tecrübesi olduğu için iş imkanı azdır.

22 Temmuz 2015 Çarşamba

Kitap İncelemesi: Kar

Kitap Hakkında:
Kitap: Kar
Yazar: Orhan Pamuk
Sayfa sayısı: 432
Yayınevi: İletişim
Goodreads puanı: 3,52

Orhan Pamuk'tan okuduğum ilk kitap oldu Kar ve ben daha önce böyle bir kitap okumamıştım.Bu iyi anlamda değil.Kitap bitti ve ben nasıl inceleyeceğimi düşünmeye başladım.Puanlama yaptığım defterime 3'ü zar zor yazdım.Çok beğendiğim yerler de oldu,haksız bulduğum bölümler de.Orhan Pamuk'un büyük bir romancı olduğunu bildiğim için de acaba sıkıntı bende mi diye de düşünmedim değil.Fakat yorumlara göz attığımda Kar kitabının o kadar da beğenilmediğini görmüş oldum.Neleri eksik bulduğumu konusundan sonra ele alsam daha güzel olur.

Kitap Kerim Alakuşoğlu,yani karakter olarak Ka diye geçen bir şairin Almanya'da sürgün olarak geçirdiği yaşamdan sonra Kars'a gelmesiyle başlar.Karlarla kaplı okuyucuya adeta bir Winterfell havası veren Kars,Ka'ya büyüleyici gelirken bu karların birçok şeyi örttüğünü anlar.Halkın yoksulluğu,şehrin hüznü hep karların altında kalmıştır.Ka bu şehre geldiğinde de tüm Kars halkının dikkatini çeker.Bu yüzden Ka kendisinin İstanbul'dan geldiğini ve son dönemlerde kızların birden intihar etmesini yazmak için araştırma yaptığını söyler.Bu Kars'a gelişinin bir bahanesidir.Aslında üniversiteden beri aklının bir köşesinde olan İpek'in kocasından boşandığını öğrenince mutluluğu bulmak için Orhan Pamuk'un anlatımıyla bu mutsuzluklar şehrine gelir.Fakat yolların kapanmasıyla gelişen olaylar,İslamcılarla laik kesim arasındaki çatışmalar,Sunay Zaim adlı bir tiyatrocunun yaptığı yerel bir darbe her şeyi değiştirir.Bu darbede birçok İmam Hatip öğrencisine ve şüphelilere işkence yapılırken masum insanlar öldürülür.Başta İpek'in kardeşi Kadife olmak üzere türban direnişi yapan kızlar,siyasal İslamcı örgütler,Ka'nın inandığı mutluluk dolu gelecek yolunda macera,aşk ve hüzünün konu aldığı bir romandır Kar.Ayrıca bu romanda Orhan Pamuk arka planda Ka'nın arkadaşı olarak okuyucuya kendisini hissettirir.

14 Temmuz 2015 Salı

Kitap İncelemesi: Şeytan ve Genç Kadın

Kitap Hakkında:
Kitap: Şeytan ve Genç Kadın
Orijinal adı: O Demônio e a Srta. Prym
Yazar: Paulo Coelho
Sayfa sayısı: 198
Yayınevi: Can Yayınları 
Goodreads puanı: 3,59


"Dünya kurulduğunda haksızlık da bir tutamdı.Ama her yeni kuşak,ne önemi olur diye düşünerek biraz biraz üstüne ekledi.Görün,bakın şimdi ne durumdayız."

Bescos,çok az insanın yaşadığı bir dağ köyüdür.Bu köyde hiç çocuk yoktur.Tüm insanların çocukları bu sessiz,ilkel köyü terk etmiştir.Chantal Prym ise bu köyün en gencidir.Durumu iyi olmadığından burayı terk edemez.Aynı zamanda öksüz olduğu için de maddi olarak yardım edebilecek hiç kimsesi yoktur.Sabahın erken saatlerinden akşama kadar bir barda çalışır.Küçücük yerdeki bu otelde çalışması köyde birtakım dedikodular çıkmasına neden olur.Herkes Chantal'a acır ama aynı zamanda bu,onların gözünde Chantal'ın yaşlı otel müşterileriyle yattığı gerçeğini değiştirmez.Ayrıca Chantal'ın Bescos'ta tek arkadaşı vardır.O da kocasını kaybetmiş,tüm köyde aklını kaçırmış olarak bilinen Berta'dır.Berta Chantal'ın aksine köyün en yaşlısıdır.Kocasını bir av kazasında kaybettikten sonra gün boyu köyü gözlemleyip,Chantal'la konuşur.

12 Temmuz 2015 Pazar

Kitap İncelemesi: İlk Üç Dakika

Kitap Hakkında:
Kitap: İlk Üç Dakika
Orijinal adı: The First Three Minutes
Yazar: Steven Weinberg
Sayfa sayısı: 168 (Eski Tübitak basımı)
Yayınevi: Tübitak
Goodreads puanı:  4,03

Uzun,zorlu ve eğlenceli bir kitap maceramın daha sonuna geldim.Zorlu diyorum.Çünkü benim için anlaması güç bir kitaptı.Daha doğrusu anlamak için fazlasıyla çaba harcamam gerekiyordu.Bu yüzden ilk 100 sayfadan sonra geri dönüp okumaya yeniden başladım.Biraz gözünüzü korkuttum galiba ama hiç öyle düşünmeyin.Sonuçta bilimde zorlanmadan ve uğraşmadan pek bir şey anlamanız söz konusu değil.Özellikle de evrenin öyküsünü...

Evrenin öyküsü deyince bayağı havalı oldu.Zaten "İlk Üç Dakika" adı altında evrenin oluşumu,parçacıkların serbest halden geçişleri,hadronların evrenin ilk zamanlarındaki durumları falan anlatılıyor.Kısacası kozmoloji dediğimiz çok büyük ölçülerin fiziği bu kitapta ön planda.Birinci paragrafta zorlandığımı söylemiştim.İşte zorlanmamın nedeni de bu çoooook büyük ölçüler.Gittikçe genişleyen evrenden bahsediyorsak bu ölçüler gayet normal ama bir o kadar da inanılmaz ve sıradışı geldi bana.Ayrıca matematiksel kısımlar da beni fazlasıyla zorladı.Bazen sinirlendim kitabı fırlattım,bazen de geri dönüp defalarca o kısımları okudum ve sonunda anlamayı başardım.Aslında anlamadığınız bir şeye aşırı yüklendiğinizde daha iyi anlıyorsunuz.Biraz sinir krizi geçirebilirsiniz ama önemli bölümlerin altlarını çizip tekrar okursanız anlamayacağınız şey kalmayacaktır.

6 Temmuz 2015 Pazartesi

Film İncelemesi: PK (2014)

Film Hakkında:
Film: PK (Peekay)
Yönetmen: Rajkumar Hirani
Oyuncular: Aamir Khan,Anushka Sharma,Sanjay Dutt
IMDb puanı: 8,4

Film başlarken Aamir Khan'ın oynadığı PK adlı karakterini görüyoruz.Bu karakter Dünya'ya keşif görevi için gelmiş bir uzaylıdır.Görevi tamamladıktan sonra uzay gemisine sinyal göndermek için kolyesini kullanması gerekir.Fakat kolyesini bir hırsıza kaptırmıştır.İşte maceralar böyle başlar.PK,Hindistan'ın ortasında beş parasız,çıplak bir şekilde kalakalmıştır.Dil bilmediği için de kendini anlatamaz.

Bundan sonra PK,evine dönmek için Tanrı'yı aramaya başlar.Malesef hiçbir Tanrı ona eve dönüş anahtarı olan kolyeyi vermez.Gitmediği Tanrı kalmamıştır.Müslümanların Allah'ı,Hristiyanların İsa'sı,Hinduların çok Tanrı'lı tapınakları ve daha bir sürü din ve mezhebin içine girer.Sonunda şu problemle karşı karşıya kalır.Eğer Tanrı varsa neden onun çevresinde bir olamıyoruz da bir sürü din yaratıyoruz.Sadece bu soru değil zorunlu olduğumuz ibadetler,din adamları tarafından yaratılan Tanrı imajları,insanların sorgulamasını engelleyen korku kavramı gibi bir sürü şey hakkında sorular da soruyor.Zaten PK adı da sarhoş anlamına geliyor.Herkes onun sarhoş,deli olduğunu sanıyor.

1 Temmuz 2015 Çarşamba

Kitap İncelemesi: İnci Gibi Dişler

Kitap Hakkında:
Kitap: İnci Gibi Dişler
Orijinal adı: White Teeth
Yazar: Zadie Smith
Sayfa sayısı: 550
Yayınevi: Everest
Goodreads puanı: 3,71

Birbirinden farklı ama aslında farklı olmayan 2 ailenin inanılmaz hikayesi.O nasıl oluyor dediğinizi duyar gibi oldum.Tamam yeniden başlıyorum o zaman.Archie Jones ve Samet Maya İkbal II.Dünya Savaşı'nda aynı bölgede görev almış iki yetişkin erkektir.Samet,kendinden çok küçük olan ve ona eş olarak seçilen Alsana Begüm'le evlenirken,Archie yıkıcı bir evliliğin ardından Clara adlı 19 yaşında bir genç kızla evlenir.Bu bir gece ansızın verilen bir karardır.Clara güzelliğiyle onu büyülemiştir.Aynı zamanda Clara'nın kendinden çok büyük olan biriyle evlenmesine annesi Hortense tepki gösterir.Aslında Clara da annesinin dindarlığından usandığı için evlenmiştir.

Şimdi Samet'e gelelim.Samet aklı karışmış koyu bir Müslüman'dır.Köktendinciliği ikizleri Macit ve Millat'a da yansımıştır.Bengal'den göçmen gelen Samet,oğullarının geleneklere ve Allah'ın emirlerine uygun yaşamalarını,İngiliz tarzı davranışlardan kaçınmalarını öğretmeye çalışır.Halbuki istedikleri olmaz.Macit tam bir İngiliz beyefendisine dönüşmek,bir avukat olmak,hatta imkanı olsa ailesini bile  değiştirmek ister.Mesela evlerinde piyano çalınmasını,annesinin dinlediklerine,izlediklerine karışmamasını ister.Millat ise asi,her şeye isyan eden,esrar çeken,serseri bir çocuktur.Babasının ondan pek bir umudu yoktur ama büyüyünce dengeler değişir.Millat koyu dindar bir örgüte katılır.Bir yandan esrar çekerken bir yandan dine yönelik eylemlerde bulunur.

28 Haziran 2015 Pazar

Pride 2015

Rengarenk bir gün ve haftadan hepinize merhabalar...
Bugün hepimizin bildiği Onur Yürüyüşü vardı.Ben de bu konuyla ilgili düşüncelerimi yansıtmak istedim.Çünkü ülkemize bir baktığımızda içler acısı bir tablo görüyoruz.En azından ben öyle görüyor ve insanlığımdan utanıyorum.Dünden beri içimdekileri dökmek istiyordum,bunun için bir yazı tasarladım.Umarım bunu okurken direk "Ne saçmalıyor bu" demez,önyargılarınızı bir kenara toplarsınız.Zira yazımın bir amacı da bu.

Bildiğimiz gibi bu hafta ve önceden verilen sinyallerle "Pride 2015" adıyla hem bir onur yürüyüşü hem de eşcinsellerin evliliği ile ilgili çok ciddi bir adım atıldı.Yıllarca Amerika ve çağdaş dediğimiz Avrupa ülkelerinde yapılan zorbalıklarla kendimizden utandık.Gerek filmlerde olsun gerek insanların anlattıklarından olsun en azından bir şeyler biliyoruz.İşte Amerika eyaletlerinde verilen kararla bu yasal hale geldi ki şuana kadar yasal olmaması büyük bir insanlık hatası.Bir düşünsenize herkes size canavar gözüyle bakıyor ve seçimlerinizden dolayı yargılıyor.Bu yargılama olayıyla bizler karşılaştığımızda kendimizi kötü hissediyor ve ağlayacak duruma gelebiliyoruz.Peki bize yapılmasını istemediğimiz şeyi neden başkalarına yapıyoruz? Neden onları yargılıyor,cinsiyetlerini özgürce seçmelerine karşı ileri geri laflar ediyoruz? Ve en vahimi neden bunu yaparken dini katıyoruz? Tanrı,merhametliyse ve İslam da hoşgörü diniyse neden onları kendi düşüncelerimizde ölüme mahkum ediyoruz? Neden,neden,neden?!

27 Haziran 2015 Cumartesi

Film İncelemesi: The Imitation Game:Enigma (2014)

Film Hakkında:
Film: The Imitation Game:Enigma (Yapay Oyun)
Yönetmen: Morten Tyldum
Oyuncular: Benedict Cumberbatch,Keira Knightley,Matthew Goode
IMDb: 8,1

Alan Turing,makineler üzerine yaptığı makalelerle birlikte bir matematik dahisi ve genç bir profesördür.Aynı zamanda bir kriptologdur da.Yaşadığı dönemde II.Dünya Savaşı ve Nazi propagandaları yaygındır.Hitler akımı bir salgın gibi dünyaya hızla yayılmaktadır.Bakanlıklar ve hükümet savaşı yenmek amacıyla gizli bir görev başlatırlar.Bu görev Almanların garip bir yöntemle şifreledikleri Enigma'yı kırmaktır.Bu son derece zorlu bir görevdir.Çünkü burada bir sürü kombinasyon vardır ve şifreleme teknikleri bir şeye göre değişmektedir.Bunun üzerine yetkililer,İngiltere'nin en iyilerini birleştirip bir grup kurar.Alan Turing de bu grubun içerisindedir.Grubun diğer üyeleri Enigma üzerinde önceden denenmiş yöntemlerden yola çıkarak şifreleri kırmaya çalışırken,Alan Turing,Christopher adını verdiği karmaşık yapılı bir makine üzerine çalışır.Bu makinedeki asıl amaç bir makinenin başka bir makineyle çözüleceğine inanılmasıdır.Bu düşüncesiyle Alan Turing insan gibi düşünen bir makine yaratmaya çalışmıştır.Günümüzde de bilgisayarın babası olarak bilinir.

26 Haziran 2015 Cuma

Film İncelemesi: Mad Max:Fury Road (2015)

Film Hakkında:
Film: Mad Max:Fury Road (Çılgın Max:Öfkeli Yollar)
Yönetmen: George Miller
Oyuncular: Tom Hardy,Charlize Theron,Nicholas Hoult
IMDb puanı: 8,5

Mad Max:Fury Road... Aslında bu tür filmleri çok izleyen bir insan değilim,Daha doğrusu değildim.Mesela insanlar Kill Bill izlerken ben Gece Yolu'nu okuyordum.Utanç verici bir durum ama yapacak bir şey yok.Duygusal filmler bana daha güzel geliyordu.Sonra Marvel filmlerine başlayayım dedim.Sevdiğim kitapların filmlerini falan izledim ve sonuç bu.Sinemada da bu film ve Avengers:Age of Ultron arasında kalmıştım ve bunu seçtim.İyiki de seçmişim diyorum şimdi.

Gelelim konusuna.Max,Immortan Joe ve onun şeytani ordusuna yakalanır.Joe,herkesi zalim bir şekilde yönetir ve halkın durumu perişandır.Sırf halk suya alışıp,isyan etmesin diye belirli aralıklarla su dağıtımı yapılır,her şey Joe'nun kontrolünde gerçekleşir.Bir de Joe'nun kadınları var.Joe bu kadınlardan çoçuk yapar ve garip mutasyon tarzı bir ordu oluşturur.Daha doğrusu kadınlara çok kötü davranır,onları kullanır.Bunun üzerine Furiosa adlı bir kadın lider,Menzil'e gitmesi gerekirken doğduğu şehir olan Yeşil Şehir'e doğru gitmek üzere yönünü değiştirir.Giderken kadınları da yanına alır.

Film İncelemesi: King's Man:The Secret Service (2014)

Film Hakkında:
Film:King's Man:The Secret Service (King's Man:Gizli Servis)
Yönetmen: Matthew Vaughn
Oyuncular: Colin Firth,Taron Egerton,Samuel L.Jackson,
IMDb puanı: 7,9

Eggsy (Gary) Price,babasını küçük yaşta kaybetmiştir.Harry Hart babasının gizli görevde öldüğünü söylemek için evlerine geldiğinde Eggsy daha çok küçüktür ve Harry ona babasına ait bir madalya verir.Eggsy bu madalyayı boynundan hiç çıkarmaz.Eggsy büyüyüp genç bir adam olana kadar Harry Hart ile yolları kesişmez,ta ki araba çaldıktan sonra bir polis aracına çarpıp karakola düşene kadar.Eggsy'i hapis cezasından Harry Hart kurtarmış ve ona bir görev teklif etmiştir.Kaybedecek hiçbir şeyi olmayan ve hala annesiyle yaşayan Eggsy babasının izinden gitmek için King's Man'e katılır.King's Man olmak için birtakım etaplardan geçmesi gerekir ve bu etaplardan sonra Eggsy'i zorlu görevler beklemektedir.

23 Haziran 2015 Salı

Kitap İncelemesi: Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana

Kitap Hakkında:
Kitap: Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana (Bir Ada Hikayesi #1)
Yazar:Yaşar Kemal
Sayfa sayısı: 306
Yayınevi: Adam Yayınları
Goodreads puanı: 4,32


"Benim bildiğim ki,insanoğlu sürgün,muhacir bir yaratıktır.Bir kuşlar böyle muhacirdirler,bir bu gariban insanlar."

Bir tarafta cennet Karınca Adası,bir tarafta her karışı kanla sulanmış cehenneme dönmüş Anadolu'nun hikayesidir bu kitap.Kanla kaplanmış kar tabakalarıyla Sarıkamış'ın,yüzyıllardır ateşe taptığı gerekçesiyle öldürülen Yezidilerin,zorla adalarından alınıp mübadeleye tabi tutulan Rumların,katledilen ceren sürülerinin,Sivriada'da toplanıp ölüme terk edilen köpeklerin ortak sesidir bu kitap.Kana susamış,hala da kan içmeye devam eden insanları anlatır.Bir de savaş görmüş,bir tek elinde korkusu kalmış temiz yürekli insanlar vardır ki onlar bir karıncaya,uçan kuşa bile zarar veremezler.Uykularında kabuslarla kalkar,gözlerini her kapadıklarında donmuş yüzlerce askeri ve onların korku dolu yüzleri gözlerinin önüne gelir.Sahi Anadolu kana doymadı mı,yetmedi mi dökülen bunca kan,bunca gözyaşı? İşte bu kitap aslında çığlıklarla dolu bir kitaptır.Vicdanı olana ağır gelir.Sinirlendiğinde diğer ırklara ağız dolusu küfredenleri utandırır.Siz de Karınca Adası'nın renk renk çiçeklerle kaplı kayalıklarında,mağaralarındayken kendinizi Çanakkale'de Sarıkamış'ta bulursunuz.Kitabı bitirdiğinizde de karmaşık duygular yaşarsınız.Kitap bitti diye hüzünlenirsiniz,Doğu'ya,Anadolu'ya daha farklı bakmaya başlarsınız."Tüm bunlar yaşanmak zorunda mıydı?" dersiniz kendinize ve en önemlisi Vasili ve Poyraz Musa'dan insanlığı öğrenirsiniz.

Dedi,Sivriada,Sivriada deyince sözünü kesti,bir süre orada durdu.Gözleri buğulandı.Adalar karanlıktır,cehennemdir.

20 Haziran 2015 Cumartesi

Kitap İncelemesi: Kış Bahçesi

Kitap Hakkında:
Kitap: Kış Bahçesi
Orijinal adı: Winter Garden
Yazar: Kristin Hannah
Sayfa sayısı: 512
Yayınevi: Pegasus
Goodreads puanı: 4,10

Nina,Meredith,Evan ve Anya Whitson.Birbirinden zıt iki kardeş ve onlardan tüm sevgisini esirgemiş kış kadar soğuk bir Rus kadın.Çocukluklarından beri annelerinden sevgi görmeyi bekleyen bu iki kız kardeşin bir akşam hazırladıkları oyundan dolayı çıkan kavga sonrası annelerine karşı tamamen farklı tutumlar izlemesiyle başlıyor hikayemiz.Meredith,bir daha annesinin anlattığı hiçbir hikayeyi dinlemeyeceğine yemin ederken,Nina büyüdükçe bunun nedenini öğrenmeye çalışıyor.Derken bu iki kız kardeşin ikisi de farklı seçimler yaparak birbirlerinden ayrılıyorlar.Nina bir savaş fotoğrafçısı olup dünya trajedilerini ve bu içler acısı hayatların hikayelerini tüm dünyaya anlatmak için mücadele verirken Meredith aile bahçelerinin yönetimini ele alıyor.Küçüklükten gelen patronluk havasıyla tüm ailesini kontrol altına almaya çalışıyor.Fakat bir insan geçmişiyle yüzleşemedikçe yaşamında nasıl kontrol sağlayabilir ki? İşte Meredith'in içinde tuttukları kendi hayatında bir yerlerden patlak vermeye başlıyor.

Nina ve Meredith'in birbirlerinden ayrı geçirdiği hayatları tam olarak babalarının kalp krizi geçirip hayatının son anlarında yine bu üç kadını birleştirmek istemesiyle kesişiyor.Evan Whitson,bu yolda yarım kalan bir hikayenin tamamlanmasıyla hayatlarının değişeceğini düşünüyor.İşte bu noktada kız kardeşlerin bir karar vermesi gerekecektir.Ya bu Rus kadının Belye Nochi (kış bahçesinin adı) kadar soğuk olan ruhunun derinliklerine inip hikayeyi tamamlayacaklar ya da Anya Whitson'un sadece bakımını üstlenip duygusal anlamda bağ kurmayı keseceklerdir.Aynı zamanda birbirlerini tanımaya çalışacak ve zorlukların üstesinden beraber gelmeye çalışacaklardır.

17 Haziran 2015 Çarşamba

Kitap İncelemesi: Sofi'nin Dünyası

Kitap Hakkında:
Kitap: Sofi'nin Dünyası
Orijinal adı: Sophie's World
Yazar:Jostein Gaarder
Sayfa sayısı: 592
Yayınevi: Pan Yayıncılık
Goodreads puanı: 3,84


"Ben varken Tanrı yoktu.Şimdi Tanrı var,ben artık yokum"

İçinde "Kimsin sen?" yazan bir mektup alırsanız tepkiniz ne olurdu? Büyük ihtimal bunu düşündüğünüzde saçma bulur ve zarfı fırlatıp atardınız,mesela aklınızdan hiç felsefeye ilgi duymak geçmezdi.Fakat Sofi böyle başlamıyor.Bu sorunun ardından aynanın karşısına geçiyor ve onu diğerlerinden farklı kılan bir şeyin olması gerektiğini düşünüyor.Sonra gelen mektuplarla da felsefeye başlıyor.Bizi farklı kılan şey nedir peki? Tamam genler ama felsefenin temeli bilimsel gerçekler olmadan düşünmekte yatıyor.Hayal edin,Platon nasıl düşünmüş olabilir? O zamanlarda bilim neredeyse hiç gelişmemişti,tahmin edersiniz ki.Ya da şöyle düşünün ölümsüz ruh diye bir şey var mı? 
Tüm dünya bir sahnedir
yalnızca birer oyuncu olan kadın ve erkeklerin
sahneye girip çıktığı.Ve tek bir insanın
ömrü boyunca pek çok rol oynadığı.

Biraz karışık oldu değil mi? Yüzyıllardır sorulan sorulardan bir kısmı işte böyle yüzünüze çarpıyor.Karışık falan da demeyin.Çünkü bölüm bölüm karşınıza çıktıkça çok eğlenceli oluyor.Aynı zamanda bir şaşkınlık da yaşıyorsunuz.Bir günde 100 sayfa anca okumamın nedeni de bu.Düşünerek ve cevap vererek okuduğunuzda yavaşlıyorsunuz ama bu verimli okuduğunuz gerçeğini değiştirmiyor.Bir de altını çizmekten hoşlanıyorsanız çizeceğiniz yüzlerce güzel cümle var.

13 Haziran 2015 Cumartesi

Kitap İncelemesi: Olasılıksız

Kitap Hakkında:
Kitap: Olasılıksız
Orijinal adı: Improbable
Yazar: Adam Fawer
Sayfa sayısı: 475
Yayınevi: April Yayıncılık
Goodreads puanı: 4,03

Bir matematikçinin olasılık hesabıyla bir kumarbazın olasılık hesabı aslında birbirinden farklı değildir.Matematikçi ve kumarbazı aynı cümlede görünce biraz şaşırabilirsiniz ama David Caine ile tanışınca bunun hiç de OLASILIKSIZ görünmediğini anlayacaksınız.Zira kendisi hem bir olasılık uzmanı hem de bir kumarbaz.Fakat kitap bunun üzerinde mi ilerliyor.Tabi ki hayır.O yüzden baştan başlayalım.

Her şey David Caine'in bir kumar masasında her olasılığı hesaplamasına rağmen rakibinin floşroyal yapıp onu yenmesiyle başlar.David kumar masasında son zamanlardaki garip epilepsi nöbetlerinden birini geçirince hayatı belalı ve karışık bir hal alır.Hastanede gözlerini açtığında 11,000 dolar borcu ve peşinde de borçlandığı bir Rus mafyası vardır.Hastalığı da garip bir hal alınca iyice çaresiz bir duruma düşer.Kullandığı ilaçların hiçbiri etki etmediği için de deneysel ilaçlar kullanmaya başlar.

8 Haziran 2015 Pazartesi

Kitap İncelemesi: Küçük Arı

Kitap Hakkında:
Kitap: Küçük Arı (Little Bee)
Yazar: Chris Cleave
Sayfa sayısı: 344
Yayınevi: Pegasus
Goodreads puanı: 3,67

Çoğu zaman Afrikalı bir kız olacağıma madeni bir İngiliz Sterlini olmayı isterim.Herkes geldiğimi görmekten mutlu olurdu.Belki bir hafta sonu sizi ziyarete gelirdim;sonra,çok kararsız olduğum için köşedeki dükkanda duran adama giderdim;ama siz o sırada tarçınlı kurabiye yiyip,soğuk kutu kolanızı içmekte olduğunuz için buna üzülmez ve bir daha beni hiç düşünmezdiniz.Tatilde tanışıp,sonra birbirinin adını unutan sevgililer gibi mutlu olurduk.

Mükemmel ötesi bir kitabın daha sonuna gelmiş bulunuyorum.Dünden beri bitmesin diye haykırıp isyan ediyordum.Hoop! Bir bakmışım son sayfasındayım.Hani Marvel filmleri sonunda gizli kesitler vardır ya.Dedim belki sonunda gizli bir şeyler vardır.Karşılaştığım tek şey teşekkür yazısı oldu.Fakat teşekkür yazısı bile aşırı sevimliydi.Çünkü içinde kitabımızın Batman'inin yazarın oğlundan esinlenildiği söyleniyordu.Zaten okuyunca ona da ayrı bir değer vereceksiniz.

Şimdi benim için en zor bölüme geldik.Normalde konu yazmak daha kolay geliyor bana ama bu kitap için aynı şey söz konusu değil.Bitirdikten sonra herkese anlatmalıyım diye heyecanlanırken anlatırsam tüm büyünün bozulacağını fark ettim çünkü.Her bölümde ayrı bir gizem ve nostalji var.Bunlara hiç girmeden çok kısa bahsetmem gerekiyor sanırım ve bu beni biraz zorlayacak gibi görünüyor.

5 Haziran 2015 Cuma

Kitap İncelemesi: Maddenin En Son Yapıtaşı Higgs Bozonu

Kitap Hakkında:
Kitap: Maddenin En Son Yapıtaşı Higgs Bozonu
Orijinal adı:  À la Recherche du Boson de Higgs
Yazar:Christophe Grojean,Laurent Vacavant
Sayfa sayısı: 130
Yayınevi: Say
Goodreads puanı: 3,90

Higgs bozonu nedir ya da doğru kullanmak gerekirse Higgs alanı nedir? Öncelikle bu sorunun üzerinde durmamız ve tanımlamamız gerekir.Fakat şöyle bir şey var ki 2012'ye kadar Higgs ile ilgili çok fazla şey bilinmiyordu.Çünkü bu gizemli yapıtaşımız kendini hiç göstermek istemiyordu.Peki biz bir şeyi gözlemleyemeden nasıl emin olabiliyoruz?

İşte sorun buradaydı.Fizikle haşır neşir olmaya başladığımda en çok şaşırdığım şey de bu oldu.Her şey kesin sanıyordum ama aslında değilmiş.Çünkü siz bu küçük gizemli parçacıkları incelerken her türlü olayı,olasılığı göz önünde bulundurmak zorundasınız.Böylece ortaya birden fazla kuram atılmış olur ve deneyciler de bu kuramlardan yola çıkarak ispatlamaya çalışır.Gerçi bugün öğrendiğim şeye göre bu,günümüz şartlarında tam tersiymiş ama şuan bunları sindirmem ve anlamam gerekiyor.O yüzden üstüne koyarak öğrendiklerimi açıklamaya devam edeceğim.

3 Haziran 2015 Çarşamba

Kitap İncelemesi: Mor Salkımlı Ev

Kitap Hakkında:
Kitap: Mor Salkımlı Ev
Yazar: Halide Edip Adıvar
Sayfa sayısı: 342
Yayınevi: Can
Goodreads puanı: 3,45


"İçimde mor salkımlı bir ev var,Beşiktaş taraflarında idi.Çocukluğum o evde geçti,gittim,aradım,bulamadım,yanmış...
Onu yazacağım."

Küçük bir kız çocuğunun olgun bir Türk kadınına dönüşüm hikayesidir Mor Salkımlı Ev.Kitabın adı gibi her şey Mor Salkımlı anılarla dolu bir evde asi bir çocukla başlar.Küçük Halide o sıralar annesini kaybetmiştir ve bu onu derinden etkilemiş,dalgalı bir hayata sürüklemiştir.Babası Edib Bey'in üstüne evlenmesi onun birçok kez ev değiştirmesine sebep olur.Bazen Mor Salkımlı Ev'e geri döner bazen de apar topar ayrılmak zorunda kalır.Fakat bu evde kalan tek bir şey vardır.O da anılar.Bu,Halide ayrılsa bile değişmez.Sadece Halide'nin hayatına etkisi büyük olan insanların hayatını barındırır.O kadar.

Sonrasında Halide Edip hatırlayamadığından mı bilinmez bu bölümleri çabuk geçerek gençlik dönemlerine gelir.Amerikan Koleji'ne gider ve sonrasında okul değiştirmek zorunda kalır.Artık Halide için sorgulama ve fikir oluşturma dönemleri başlamış,başlangıçta mistik konulara ve dine yönelmiştir.Zaten Mevlid gibi eserler olgun bir kadın olduğunda bile Halide'yi etkilemeye devam eder.Kendisi divan edebiyatından çok halkın ortak ürünü olan halk edebiyatını tercih eder.Özellikle de Şark Edebiyatı'nın onun üzerinde etkisi çok büyüktür.Bunun yanı sıra Emile Zola (Bir Aşk Sayfası kitabı mükemmeldir,tavsiye ederim!) ve Shakespeare gibi yazarlar ve bazı şairler de Halide'de fikir oluşumunda etkilidir.

1 Haziran 2015 Pazartesi

Kitap İncelemesi: Hayatın Kökleri

Kitap Hakkında:
Kitap: Hayatın Kökleri
Orijinal adı: The Roots of Life: A Layman's Guide to Genes, Evolution, and the Ways of Cells
Yazar: Mahlon B.Hoagland
Sayfa sayısı:165
Yayınevi: Alfa
Goodreads puanı: 4,08

İlk canlılar nasıl oluştu veya evrimin hayatımızdaki yeri ne gibi bazı sorular biyolojiyle tanışıp yüzeysel olarak evrimi gördükten sonra aklıma gelmişti.Zaten liseye geçiş sınavında öyle baştan savma bir şekilde koymuşlardı ki şu zamana kadar bunun temelinde ne yattığını merak edip durdum.Evet,lise döneminden önce de fenin biyoloji kısmını çok seviyordum.Hala da seviyorum.O yüzden bu kitap ödev olarak verildiğinde de mutlu olmuştum.

Çoğumuzun bildiği gibi şuan şanlı Osmanlı soyundan geldiğine inanan bazı koyu dindar kardeşlerimiz evrimi 3000 yıldır değişmeyen fosillerle çürütmeye çalışıyorlar.Ee tabi normal bir şey bu.Sonuçta bir padişahın primatlardan geldiğine inanmak anlaşılan birilerine zor geliyor.Fakat şöyle bir şey var eğer geçmişimizden bahsediyorsak bu gibi canlılara yani atalarımıza saygı duymak zorundayız.Sonuçta bugün evrimle ilgili çok ilginç ve kanıtlanabilir teoriler ortada.Peki bizim insanlarımız ne yapıyor? Mükemmel belgesellerin altına birtakım ayetler yazıp konuyu açıkladıklarını düşünüyorlar.Geçen zeka konusunda çığır açmış bir arkadaş Morgan Freeman'ın Throught the Wormhole belgeseli altına üşenmemiş adamın bir cümlesini almış ve koymuş.O cümle de şu "Bir şeyi görmememiz onun var olmadığı anlamına gelmez.".Hadi bunu da açıklayın bakalım diyerek ortaya atmış ama altındaki yorumlar da bir hayli komik."Adamlar kendi çelişkilerini göremiyorlar,nasıl bilim yapıyorlar?" İşte bu efsanevi soruyu en baba bilim insanı gelse de açıklayamaz bence!

31 Mayıs 2015 Pazar

Kitap İncelemesi: Parçacık Fiziği

Kitap Hakkında:
Kitap: Parçacık Fiziği-En Küçüğü Keşfetme Macerası
Yazar:Sezen Sekmen
Sayfa sayısı: 144
Yayınevi: ODTÜ
Goodreads puanı: 4,38


"Dünyayı bir kum tanesinde görmek,
Ve tüm cenneti vahşi bir çiçekte
 Sınırsızlığı avcunda tutabilmek
 Ve sonsuzluğu tek bir saatte"

Öncelikle okuyamadan ve inceleme yapmadan geçirdiğim verimsiz,bol stresli bir mayıs ayı sonrası güzel bir kitapla geri dönmek istedim.Daha önce bilimsel kitapları fazlasıyla sıkıcı bulduğunu söyleyen bir insan olarak okuma önceliğini bu kitaba verdim ve sonucunda da utanarak ne kadar ön yargılı bir insan olduğumun farkına vardım.Peki ne oldu? Fantastik,tarihi kitaplara verdiğim önceliği fizikle ilgili kitaplara vermeye karar verdim.

Şimdi başlangıcında fiziğe olan ilgim nasıl  başladı ondan bahsetmek istiyorum.Çünkü bilimsel geçmişi "Bilim Çocuk" ekseninde gelip giden fizikten ölesiye korkan bir insandım.Bir ayda neler değişti? Önce 3D printer'ların çalışma prensibini araştırırken buldum kendimi.İTÜ'den bir öğrenciyle konuştuktan sonra da fiziğe biraz da ilgi gösterip,sevmeye başladım.Zoraki bir sevgiyle başladığını itiraf etmeliyim.Fakat şimdi aynı şeyi söyleyemeceğimi fark ettim.Henüz daha çok yeni kendimi keşfetmeye ve bir şeyleri sorgulamaya başladığımı görünce araştırmaktan daha fazla zevk aldığımı anladım.Sabırsızlığımla Stephen Hawking'in "Zamanın Kısa Tarihi" kitabından başlayayım dedim ama benim için değeri çok fazla olan bu tavsiyeyle başladım.Umarım kısa zamanda kafamda bir şeyleri oturtup,daha ağır kitapları okuyabilirim.


Willis Lamb 1955'te Nobel Ödülü'nü alırken yaptığı konuşmada "Eskiden yeni parçacık bulan herkes Nobel Ödülü ile ödüllendiriliyordu ama şimdi bu tür keşifleri yapanlara 10000 dolar para cezası verilmeli" demişti.

3 Mayıs 2015 Pazar

Kitap İncelemesi: O Adam Buraya Gelecek (puCCa Günlük #5)

Kitap Hakkında:
Kitap: O Adam Buraya Gelecek
Yazar: puCCa
Sayfa sayısı: 320
Yayınevi: DEX
Goodreads puanı: 4,08


"Hayatını sosyal medyadan takip edebileceğiniz tek kitap karakteri."

Bundan iki sene önce falan beynimin edebiyatla tanışmadığı dönemlerde  puCCa'nın günlüklerini okumuştum.Hatta iki seneden daha da önce olabilir.Her neyse,bu kitaplar bana bir şekilde güzel gelmişti.Sonra geniş bir klasik yelpazesinin ardından anladım ki aslında bu kitaplar Goodreads'de Türk Edebiyatı kategorisine yerleştiremeyeceğim kadar basit ve sıradanmış.

Fakat yıllar sonra kuzen vasıtasıyla tesadüfen elime bu kitap geçince internette bir araştırayım neyi anlatıyormuş diye meraklandım.Resmen pişmanlık olarak gördüğüm kitaplar beni etkisi altına almıştı.Başlayayım dedim ve bırakamadım.Peki kitap güzel olduğu için mi bırakamadım? Tabiki hayır.Sadece başladığım kitabı bırakamama gibi lanet olası bir huyum var.O yüzden Grinin Elli Tonu'nda olduğu gibi bunu da bırakamadım.Şimdi hazırsanız bol eleştirili bir inceleme geliyor.

26 Nisan 2015 Pazar

Kitap İncelemesi: Arı Kovanına Çomak Sokan Kız (Millennium #3)

Kitap Hakkında:
Kitap: Arı Kovanına Çomak Sokan Kız
Orijinal adı: The Girl Who Kicked The Hornest's Nest
Yazar: Stieg Larsson
Sayfa sayısı: 800
Yayınevi:Pegasus
Goodreads puanı: 4.17

Ejderha Dövmeli Kız ve Ateşle Oynayan Kız'dan sonra iki tuğla büyüklüğü ve ağırlığındaki Arı Kovanına Çomak Sokan Kız'a geldi sıra.Aslında bu yazımda Bağışlanmış Hüzün'ü ele alacaktım ama baştan sona hayal kırıklığı yaşadığım bir romanın incelemesini yapmak gereksiz geldi.Ben de fazla hayal kırıklığı yaşamadan bu kitaba başlayayım dedim.

Genel olarak serinin birinci ve ikinci kitabında favori karakterim olan Lisbeth Salander ve onun içine düştüğü gizemler ön plandaydı.Birbirini takip eden ve çözülemeyen cinayetler Lisbeth'i İsveç'in gündemine sokmuştu.İsveç halkı onu satanist lezbiyen olarak görürken o devlete ve SAPO'ya karşı mücadele vermekteydi.Yaşadığı gizemli olaydan sonra kendini toplumdan asimile eden Lisbeth artık bir devlet sorunu olmuştu.Buna karşı ya susturulacak ya da büyük bir skandal patlatacaktı.

***Şimdi özel olarak bu kitabı incelersem biraz ayrıntıya girmem gerekecek.O yüzden biraz spoiler içerebilir.Eğer kitabın başındaki olayları dahi duymak istemiyorsanız bundan sonraki iki paragrafı atlayabilirsiniz.

15 Nisan 2015 Çarşamba

Film İncelemesi: The Theory of Everything (2014)

Film: The Theory of Everything (Her Şeyin Teorisi)
Yönetmen: James Marsh
Oyuncular: Eddie Redmayne,Felicity Jones,Tom Prior
IMDb puanı: 7,8

Vizyona girmeden önce bu film çıkınca kesin izlemeliyim dediğim ve çıktığında da bir türlü gitme fırsatı bulamadığım film "The Theory of Everything" ile karşınızdayım.

Öncelikle neden bu filmi bu kadar erteledim diye kendime soruyorum.Tamam,film kültürüm olmayabilir ama böylesine güzel bir filmi ertelemek pek akıl karı gelmiyor.Bir de filmin çıkmasına geri sayım yapıp da izlememek de ayrı bir üzücü.Her neyse,sonunda izledim ve önemli olan da bu sanırım.

Film hakkında fikir versin diye önce konusundan başlayayım.Genel olarak filmde genç bir dahiyken ünlü bir fizikçi olan Stephen Hawking ve karısı Jane ile olan hayatı anlatılıyor.Öğrenciliğinde zekasıyla profesörün dikkatini çeken Stephen Hawking kara delikler ve evrenin doğuşu ile ilgili ortaya koyduğu teorisi ve kitabıyla bilim dünyasına adımını atmayı başarır.Aynı zamanda karısı olan Jane ile burada tanışır.Her şey çok güzel giderken Stephen Hawking bir kaza geçirir ve motor nöronlarının çalışamadığını,bunun da ciddi sonuçlar doğuracağını öğrenir.Artık Hawking'in hayatı zorlu bir döneme girmiştir.Tüm zorluklara karşı Stephen Hawking çalışmaya devam eder.Hastalığında bile kendi teorisi üzerinde çalışır,yanlışlarını düzeltir.Fakat tek amacı Her Şeyin Teorisi olarak nitelendirdiği bir denklemi bulmaktır.Bu denklemi bulursa yaşamdaki her şeyin temel dayanağını bulmuş olacak ve bilinmeyenleri açığa kavuşturmuş olacaktır.

11 Nisan 2015 Cumartesi

Kitap İncelemesi: Ateşle Oynayan Kız (Millennium #2)

Kitap Hakkında:
Kitap: Ateşle Oynayan Kız
Orijinal adı:The Girl Who Played with Fire
Yazar: Stieg Larsson
Sayfa sayısı: 679
Yayınevi: Pegasus
Goodreads puanı: 4,19

Merhabalaar ☀
Yoğun geçen bir Mart ayı geçirdim ve haliyle sadece bir tane yazı yazabildim.Bir de 2-3 güne bitireceğim kitabı da 20-25 günde anca bitirmem bunun acı verici bir sürece dönüşmesini sağladı.Sadece kitap değil,kemanımla da çok ilgilenemedim ama sonunda ikisiyle de kavuşmayı başarabildik ve şuan çok mutluyum.

Öncelikle belki önceki yazılarımdan "Ejderha Dövmeli Kız" yani Millennium serisinin ilk kitabını görmüşsünüzdür,belki kitabı okumuş bile olabilirsiniz.İşte o yazımda biraz seri hakkında bilgi vermiştim ve ne kadar efsane bir kitap olduğunu da anlata anlata bitirememiştim.Şimdi elimde biten ikinci kitabı var ve bir şey diyemiyorum.Normalde serilerin ikinci kitabı ara kitap niteliğinde sıkıcı olur,üçüncü kitapta da olaylar patlar.Açıkçası öyle bir şey bekliyordum ama dediğim gibi yine bol heyecanlı,gerilimli ve sürükleyici bir kitap ortaya çıkmış.Bakalım Stieg Larsson bu sefer nasıl bir kitap çıkarmış...

13 Mart 2015 Cuma

Kitap İncelemesi: Gün Olur Asra Bedel

Kitap Hakkında:
Kitap: Gün Olur Asra Bedel (Gün Uzar Yüzyıl Olur)
Yazar: Cengiz Aytmatov
Sayfa sayısı: 426
Yayınevi: Ötüken
Goodreads puanı: 4,25

"Bu yerlerde trenler doğudan batıya,batıdan doğuya gider gelir..gider gelirdi...
Bu yerlerde demiryolunun her iki yanında ıssız,engin,sarı kumlu bozkırların özeği Sarı-Özek uzar giderdi.
Coğrafyada uzaklıklar nasıl Greenwich meridyeninden başlıyorsa,bu yerlerde de mesafeler demiryoluna göre hesaplanırdı.
Trenler ise doğudan batıya,batıdan doğuya gider gelir..gider gelirdi..."

Sarı Özek bölgesinin uçsuz bucaksız bozkırlarında Boranlı Yedigey,bir gece vakti her zamanki gibi demiryolunda işini yapmaktadır.Uzaklarda ona doğru gelen karısı Ukubala'yı gördüğünde bir haber getirdiğini anlar.Fakat gelen haber onu derinden sarsar.

Yıllarını bu sert bozkırlarda omuz omuza geçirdiği arkadaşı,yoldaşı Kazangap ölmüştür.Bunun üzerine Boranlılar'a haber verilir ve bu yalnız adamı Sarı Özek'in efsanevi mezarlığı Ana-Beyit'e gömmek üzere götürürler.Ana-Beyit'e yapılan bu yolculukta zaman zaman Yedigey'in geçmişi,Nayman Ana'nın efsanesi,Sarı Özek'in yürek burkan hikayelerine rastlamak mümkün.Ayrıca bu küçük bozkırın kocaman öyküsünün yanında dönemin olaylarını,savaşın yarattığı ortamı ve dikdatörlük süresince masum insanların çaresizlikten bozkıra yerleşmelerini de görüyor,Cengiz Aytmatov'un yaptığı bu ince eleştirilere de hayran kalıyoruz.


27 Şubat 2015 Cuma

Dünyanın Kemanları Festivali

Dünyanın Kemanları Festivali bu  yıl da keman severleri buluşturuyor.1-2 Mart'ta Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda yapılacak olan bu etkinlik söyleşiler,el yapımı keman sergileri,virtüözlerden konserler ve ustalık sınıfı eğitimlerini kapsıyor.Hem de Cihat Aşkın kondüktörlüğünde gerçekleşecek.Daha ne olsun!

Gelelim programın içeriğine...
1.gün Ani Schnarh'ın ustalık sınıfıyla başlıyor festival.Masterclass denilen bu ustalık sınıfı sonrası da Cihat Aşkın moderatörlüğünde "Dünyanın Kemanları" söyleşisi,ünlü keman yapımcıları olan Amnon ve Avshi Weinstein'in "Kemençe’den Kemana Akdeniz’de Bir Yolculuk" adlı sergisi,Akdeniz'den Tatlar konseri (Ara Malikian,Yarub Smarait, Mehmet Emin Bitmez,Cihat Aşkın),Henri Vieuxtemps’ın İstanbul seyahatinin müziksel anlatımı gerçekleştirilecekmiş.Son olarak da Ayla Erduran'la Onur Gecesi konserinin ardından 1.gün tamamlanıyor.Sanırım beni okuduğumda en heyecanlandıran şey Ayla Erduran oldu.O kadar güzel çalıyor ki onu canlı dinlemek çok isterim.Bir de Cihat Aşkın da yer alınca gidemeyeceğim aklıma geldikçe kahroluyorum.

26 Şubat 2015 Perşembe

Film İncelemesi: Whiplash (2014)

Film: Whiplash
Yönetmen: Damien Chazelle
Oyuncular: Miles Teller,J.K.Simons,Melissa Benoist
IMBb puanı: 8,6/10

Andrew,küçüklükten beri bateri çalan,içine kapanık,yetenekli ve azimli bir gençtir.Hayallerini gerçekleştirmek için en iyi okullardan biri olan Shcarffer Konservatuarı'na girer.

Bir gün Andrew,bateriyle çalışırken okulun en acımasız hocası Fletcher tarafından keşfedilir.Her sene caz orkestrası kuran ve yarışmalara katılan Fletcher mükemelliyetçi ve agresif bir adamdır.Bu yüzden Andrew bu orkestraya katıldığında tüm yeteneğini gözler önüne sermek ve bulunduğu konumun hakkını vermek zorundadır.Andrew bu psikolojik baskıya karşı ya daha çok çalışıp hayallerine ulaşacaktır ya da sadece bir konservatuar öğrencisi olarak kalacaktır.

19 Şubat 2015 Perşembe

Kitap İncelemesi: Ejderha Dövmeli Kız (Millennium #1)

Kitap Hakkında:
Kitap: Ejderha Dövmeli Kız
Orijinal adı: The Girl with the Dragon Tattoo
Yazar: Stieg Larsson
Sayfa sayısı: 648
Yayınevi: Pegasus
Goodreads puanı: 4,07

Millennium üçlemesinin ilk iki kitabını bundan bir yıl önce falan okumuştum.Haliyle konusunu unuttuğum için tekrar okumaya başladım ve yıllar önce okuduğum serinin beni bu denli dehşete düşürmesini beklemiyordum.Özellikle her sayfasında ayrı bir gerilim ve heyecanın bulunması dolu dolu 648 sayfalık bir kitap oluşmasını sağlıyor.Anlayacağınız oku oku bitmeyen kitap yazmışlar ve bu çook mutluluk verici :)

Yazımın başlarında Millennium serisi hakkında çok az bilgi vermek istiyorum.Çünkü arkasında da kitabın konusundan çok serinin satışı ve Stieg Larsson ele alınmış.41 ülkede rekor satış yapan bu serinin elde ettiği başarıyı İsveçli gazeteci göremeden vefat etmiş malesef.Tabi sonra filmi falan da çıktı.Belki izleyenler vardır.Ben daha izleyemedim ama en kısa zamanda izlemeye çalışacağım.Yine de bu kadar usta bir kalemin vefat etmiş olması insanı üzmüyor değil.

Kitabın konusuna gelirsek...Önce kahramanımız Mikael Blomkvist'le başlıyor kitap.Mikael,başarılı bir gazeteci.Bu başarısını asla susmayarak ve gerçekleri açığa çıkarmaya çalışarak elde etmiştir.Fakat en son güçlü bir sanayici olan Hans-Erik Wennerström'ün sistemli dolandırıcılığını su yüzüne çıkararak mahkemelik olur ve sahte belge ortaya koymaktan para ve hapis cezasına çarptırılır.Bunun üzerine en büyük ortaklarından biri olduğu Millennium dergisi zorlu bir döneme girince Mikael de güvenilirliğini kaybeder ve geri çekilmeye başlar.

10 Şubat 2015 Salı

Kış İçin Kitap Önerileri

Kitap: Cehennem
Orijinal adı: Inferno
Yazar: Dan Brown
Sayfa sayısı: 576
Yayınevi: Altın Kitaplar
Goodreads puanı: 3,71
Düşüncelerim:

Robert Langdon'un hastanede uyanmasıyla başlıyor kitabımız.Kendisine ne olduğunu hatırlamamakla birlikte üstüne bir de suikastçı kadın eklenince olaylar karışık bir hal alıyor.Gördüğü kabusları anlamlandıramayan ve kendini Floransa'da bulan Robert Langdon bu sefer yeni bir gizemin peşinde.Dante'nin cehenneminde çözmesi gereken bir sürü gizemin yanı sıra bir de etkisiz hale getirmesi gereken nüfus azaltıcı bir plan da var.
Yine en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş,özenle yazılmış bir Dan Brown kitabı.Daha önce hiç Dan Brown'dan okumadıysanız hemen bir tane kitabını alıp başlamalısınız :)



Kitap: Boş Koltuk
Orijinal adı: The Casual Vacansy
Yazar: J.K.Rowling
Sayfa sayısı: 592
Yayınevi: Doğan Kitap
Goodreads puanı: 3,24
Düşüncelerim:

2014 yılı başlarında okuduğum bu kitap zamanında beklentilerimi büyük miktarda karşılamıştı.Zaten J.K.Rowling adını gördüğümde durup bunu kesinlikle okumalıyım demiştim.Belki olay örgüsü bakımından biraz karışık bir kitap olabilir ama bir süre sonra tüm parçalar bir araya geliyor ve en sonunda durup iyi ki okumuşum diyorsunuz.Bence soğuk kış günlerinde battaniye altında zaman geçirmek için güzel bir kitap.

Kitap: Bir Bilim Adamının Romanı
Yazar: Oğuz Atay
Sayfa sayısı: 280
Yayınevi: İletişim Yayıncılık
Goodreads puanı: 3,87
Düşüncelerim:

Kitabın konusu Prof,Mustafa İnan'ın hayatı.Yani biyografi türünde bir eser ortaya çıkarmış Oğuz Atay.Zaten Mustafa İnan da kendi hocası olduğu için bir Anadolu çocuğunun bilim adamı oluşuna kadar yaşadıklarını güzel bir biçimde incelemiş,yazmış.Sonucunda da hem sürükleyici hem de etkileyici bir roman ortaya çıkmış.Ayrıca bilim adına gençleri teşvik eden bir kitap olduğu için okuduktan sonra çok şey kazandığınızı fark edeceksiniz.
  
Kitap:Paris Düşerken
Orijinal adı: Padeniye Parija
Yazar: Ilya Ehrenburg
Sayfa sayısı: 656
Yayınevi: Evrensel Basım Yayın
Goodreads puanı: 4,08
Düşüncelerim:

1930'lu yılların konu olarak seçildiği kitaplar hep çok hoşuma gitmiştir.Özellikle de bir ülkenin iç durumu anlatılıyorsa o kitap benim gözümde okunulacaklar kategorisine girmiştir bile.Bu kitap da genel olarak 1930'dan 1950'lere kadar II.Dünya Savaşı'nda Fransa'nın politik ve iç sorunlarını anlatıyor.Tahmin edilemeyecek kadar trajik olaylar yaşayan Fransa'nın direnişinin ve vatandaşların kutuplaşmalarının tarihi roman sevenlerin ilgisini çekeceğinden eminim Bir de Dipten Gelen Dalga ile Fırtına adlı kitaplar da kitabın devamı niteliğindeymiş.Ben daha okumadım ama Paris Düşerken'den sonra diğer kitaplarının kötü olacağını sanmıyorum.

Kitap: Gece Yolu
Orijinal adı: Night Road
Yazar: Kristin Hannah
Sayfa sayısı: 495
Yayınevi: Pegasus
Goodreads puanı: 4,18
Düşüncelerim:

Blogumu önceden takip etmişseniz ya da bir iki yazı okumuşsanız benim Kristin Hannah'a olan hayranlığımı fark etmişsinizdir.Özellikle her yazımda Gece Yolu'na bayıldığımı da vurgulamaktan çekinmiyorum.Çünkü incelememi okuduysanız hikayesinin çok ilgi çekici olduğundan da defalarca bahsetmiştim.Bir de kış soğukları eklenince sıcacık bir hikayenin içinizi ısıtabileceğini düşündüm.Sadece Gece Yolu değil Kristin Hannah'ın her cümlesini sevgiyle kurduğu diğer kitaplarını da okuyabilirsiniz.
İncelememi buradan okuyabilirsiniz :)


Kitap: Kitap Hırsızı
Orijinal adı: The Book Thief
Yazar: Markus Zusak
Sayfa sayısı: 550
Yayınevi: Martı Yayınları
Goodreads puanı: 4,36
Düşüncelerim:

Kitap Hırsızı,filminin de neredeyse kitapla aynı tadı verdiği küçük bir kızın Hitler döneminde yaşadıklarını konu alan güzel bir kitap.O kadar güzel bir kitap ki okurken her cümlesinde bunu fark ediyorsunuz.Bir yandan küçük Liesel'in yaşadıklarını dehşetle okuyor,diğer yandan Rudy'ye acıyorsunuz ki Rudy benim kitapta en sevdiğim karakterlerden biridir.Zorlu dönemlerde bu iki çocuğun her şeye göğüs germesine ve küçük olduğu sanılan kocaman hayal dünyalarına hayran kalacaksınız.


Kitap: Sevdalinka 
Yazar: Ayşe Kulin
Sayfa sayısı: 340 (cep boy:430)
Yayınevi: Everest Yayınları
Goodreads puanı: 3,85
Düşüncelerim:

Tepeden tırnağa dram ve tarihi olayları konu edinen bir Ayşe Kulin kitabı... Ayşe Kulin'in ilk Hüzün kitabını okumuştum.Ne yazık ki bu kitabın devam niteliğinde olduğunu bilmiyordum ama benim için bir şey fark etmedi.Genel olarak Ayşe Kulin'in tarzını beğendim.Hüzün'de kendi hayatını anlatan yazar bu kitabında da Boşnakların yaşadığı işkenceleri,politik sorunları,yurtlarından ayrılmaya zorlanmalarını Nimeta adlı bir karakter üzerinden anlatmış.Güzel de olmuş.Gerçi Nimeta'nın Stefan adlı başka bir gazeteciyle olan aşkı biraz gereksiz geldi bana ama bu okunmaya değer bir kitap olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

8 Şubat 2015 Pazar

Kitap İncelemesi: Abim Deniz

Kitap Hakkında:
Kitap: Abim Deniz
Yazar: Can Dündar
Sayfa sayısı: 480
Yayınevi: Can Yayınları
Goodreads puanı: 4,75

"Bir gün nehirler gibi çağlayarak derinden,
Dağlardan,ormanlardan sana akacak mıyım?
Ey deniz,şöyle bir gün sana bakacak mıyım?
Elma bahçelerinden,fındık bahçelerinden?"

"Sen yanmasan
Ben yanmasam
Nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa."

"...Sonra dünyanın dört bir yanında ölen bir sürü yurtseveri,devrimciyi düşünüyorsun ve bir ara rahat bir ölümü düşünmüş olmaktan utanır gibi oluyorsun.
Bir devrimci nasıl ölmesi gerekiyorsa öyle ölmeli diyorsun.
Doğrusu da bu..."

Abim Deniz... Hamdi Gezmiş ve Can Dündar'ın yaptığı işbirliğinin mükemmel bir sonucu.Mükemmel diyorum çünkü bu inanılmaz ve iç parçalayıcı hikayeyi okurken Deniz Gezmiş'i anlamaya çalışmak ve kendi düzeninizi sorgulamak çok acı veriyor.Kitabı daha yeni bitirdim ve hiçbir şey hissetmiyorum.Dokunsanız ağlayabilirim.Bu yüzden bu kitabı objektif bir şekilde değerlendiremeyeceğim.

5 Şubat 2015 Perşembe

Kitap İncelemesi: Bir Tutam Gündüz Bir Tutam Gece

Kitap Hakkında:
Kitap: Bir Tutam Gündüz Bir Tutam Gece
Orijinal adı: Magic Hour
Yazar: Kristin Hannah
Sayfa sayısı: 480
Yayınevi: Pegasus
Goodreads puanı: 4,09

Büyülü bir ormanın sonsuz karanlığında saklanan mucizevi bir inci...

Julia Cates;başarılı ve bir o kadar da ünlü bir psikiyatristtir.Kariyeri boyunca bir sürü hasta tedavi etmiş ve çoğu hastasında da büyük başarılar elde etmiştir.Ta ki Amber Zuniga adlı hastasının kiliseye girip toplu katliam gerçekleştirmesiyle tüm aileler onu suçlayana kadar.Her ne kadar mahkemede Julia'nın bir yükümlülüğü bulunmasa da bu skandal hızla yayılır ve elindeki hastalar teker teker tedavilerini bırakırlar.

Ellie Cates ise Julia'nın lisede popüler ve aynı zamanda babasının göz bebeği olan kız kardeşidir.Babasının,zamanında Ellie'ye fazla ilgi göstermesi Julia'nın kendini soyutlamasına ve içine kapanık bir kız olmasına neden olur.Böylece Julia kendi gizli dünyasını annesine açar ve kendisini kitaplarına verir.Bu yüzden iki kız kardeşin hayatı Ellie,Yağmur Vadisi'nde bir polis şefi,Julia da bir terapist olana kadar neredeyse hiç kesişmez.

2 Şubat 2015 Pazartesi

Kitap İncelemesi: İlkbahar Rüyası

Kitap Hakkında:
Kitap: İlkbahar Rüyası
Orijinal adı: Home Again
Yazar: Kristin Hannah
Sayfa sayısı: 480
Yayınevi: Pegasus
Goodreads puanı: 3,96

Hayatta bir şeylere uyum sağlayamadığın zamanlar mutlaka vardır.Ama ilerlemeye devam edip kendine bir yer açmalısın.Büyümenin anlamı budur: Güçlü olup kendine güvenmek.Korktuğunda bile...

Angel DeMarco;genç ve yakışıklı bir Hollywood aktörüdür.Işıltılı hayatının yanı sıra geniş bir hayran kitlesine sahip olan bu genç adam gecelerini farklı kadınlarla geçiren bir alkolik ve aynı zamanda bir uyuşturucu bağımlısıdır.Yaşadığı şöhret ve konforlu hayat onu öyle içine çekmiştir ki kalbine ne kadar kötü baktığını fark etmez.İlk kalp rahatsızlığı geçirdiğinde ise doktorunun tavsiyelerini hiç dinlemez.Sağlığını ciddiye almayarak eski hayatını sürdürmeye devam eder.Tabi bu uzun sürmez.

Bir gün Oregon'da katıldığı bir partide kriz geçirir.Bunun üzerine gizlice hastaneye götürülür.Krizi atlattığında hayatta olduğuna ve Azrail'i bir kez daha yendiğine inanan Angel kalbinin iflas ettiğini ve kalp nakli yapılamazsa sene içerisinde öleceğini öğrenir.Duyduklarıyla dünyası başına yıkılan Angel hasta olduğuna ve başkasının kalbiyle yaşamak zorunda kalacağına bir türlü inanamaz.Bir de geçmişinin verdiği acı ve telafi edilemeyecek olan kaçışları onu köşeye sıkıştırır.Angel bu sefer
anılarıyla yüzleşmek zorundadır.Ya daha iyi bir adam olup geçmişini telafi etmeye çalışacaktır ya da bir kez daha kaçacaktır.


30 Ocak 2015 Cuma

Kitap İncelemesi: Yağmur Sonrası

Kitap Hakkında:
Kitap: Yağmur Sonrası
Orijinal adı: The Bungalow
Yazar: Sarah Jio
Sayfa sayısı: 347
Yayınevi: Arkadya Yayınları
Goodreads puanı: 3.93

Umut tükenmiş gibi görünse de ikinci şans her zaman vardır...
Ya yoksa?

Yine bir Sarah Jio kitabıyla karşınızdayım.Sanırım artık benden bıktınız ama Son Kamelya ve Böğürtlen Kışı'nı okuduktan sonra Sarah'a hayran olmamam imkansızdı.Bu sefer Yağmur Sonrası'nı okumaya karar verdim ve böylece üç kitabını da okumuş oldum.Geriye Mart Menekşeleri ve Gündüzsefası kaldı.

Neden mi Sarah Jio? Çünkü anlatım tarzı ve kitap sonlarında yaptığı finallerle birlikte sıradan konuları yorumlayış biçimi çok hoşuma gitti.Çevremdeki insanların da yorumlarıyla birlikte Böğürtlen Kışı'nı okudum ve genel olarak kitapların kurgusu ve kapağı da beni büyüleyince bu tarz kitaplar da okunulmalı diye düşündüm.

Normalde birbirinden farklı zamanlarda aynı bölgede yaşayan karakterlerin birbirleriyle olan bağı ve gizemini anlatan Sarah Jio bu sefer beni şaşırttı.Çünkü bu kitapta sadece Anne Calloway ve onun geçmişi ele alınıyor.Daha doğrusu hayal kırıklıkları ve kararsızlıklarla dolu bir geçmiş desem daha doğru olacak.Şimdi biraz konusundan bahsedeyim.

Anne Calloway,George Godrey ile evlenecek olan genç ve kararsız bir kadındır.Düğün günü yaklaşana kadar zengin ve bir o kadar da yakışıklı olan George'u hayatının tek gerçek aşkı olarak görür.Fakat onun tam tersi hayatın her anını yaşamayı bilen arkadaşı Kitty ve evlerinde çalışan Maxine bu konu hakkında konuşunca şüphe kırıntıları daha da büyür.Buna rağmen kendisini George'i sevdiğine inandırmaya devam eder.

29 Ocak 2015 Perşembe

Kristin Hannah'a Soru Sor!

Merhabaaa J
Öncelikle bu paylaşımımda kitap falan yorumlamadım zaten başlıktan da anlayacağınız gibi benim için çok mutluluk verici bir olayı yazacağım.
Şuana kadar Firefly Lane serisi ve Gece Yolu'nu okuyup kendisine hayran olduğum Kristin Hannah'a 2 gün önce soru sormuştum.Hatta Gece Yolu kitap yorumumun altında bundan biraz bahsetmiştim.İsteyen herkes soru sorabilir sonuçta.Fakat cevap vereceği hiç aklımın ucundan geçmemişti.

Merak ettiğim şeylerden biri favori yazarlarıydı.Aslında sevdiği bir sürü yazar varmış ama Stephen King'in kitaplarını ayrıca takip ettiğini ve favori yazarlar listesinin başında olduğunu söylüyor.İkinci sorum da kitaplarının adını ve konusunu belirlerken nelerden ilham aldığıydı.Altta da  kitap başlıklarını seçerken arkadaşları ve editöründen yardım aldığını yazmış.
Kısacası bugün benim için musmutlu bir gün oldu ve mutluluğumu sizinle paylaşmak istedim.Şimdi de heyecanla "The Nightingale" kitabını bekliyoruum!